Yıl 1876..
Atamız Osmanlının Ruslarla birçok cephede savaşa başladığı yıldır. Hani şu bize 93 harbi diye anlatılan savaşlar.. Savaş başlayalı daha bir yıl olmadan sadece doğu cephesinde Ruslarla dört kez kapışmışız.. Biz her yendikçe eksilerek zayıfladığımız halde, Ruslar her yenildikçe artarak kuvvetlenmiş..
Hikaye uzun, lakin kısa kesmekte fayda var..
Savaşın sonucu şu: 13 Temmuz 1878 günü Berlin’de Ruslarla bir mütareke yapıyoruz.. Oltu, Narman ve Horasan’ın doğusu Rusların, batısı Osmanlının..
Dile kolay, içinde Soğmun’un da bulunduğu koca bir coğrafya, tam kırk yıl boyunca Rus egemenliği altında kalacaktır.. Ruslar Medeni bir toplumdur, savaş hukuku nedir bilirler, zulüm yapmak onlara göre değildir elbette.. Her köyde asayişi temin eden görevlileri vardır. Anlayacağınız, bazı münferit olayların dışında, hukuk ve adalet aksamadan yürümüştür.. Zararları yanında faydaları da olmuştur kuşkusuz.. Toprak reformu onların eliyle yapılmıştır mesela (1890’lar).. Karınca’ya kurdukları kereste fabrikasında biçilen tomruklar, atların çektiği raylı sistemle Rusya içlerine kadar götürülmüştür.. Sıcak denizlere inme rüyalarını gerçekleştirmek için Ruslar’ın, Kars’a çok fazla önem verdiklerini ve bu kenti ihya ettiklerini biliyoruz..
O günlerde Soğmun 120 hanelik nüfusuyla bölgenin en büyük köylerinden birisidir.. Sınırlar çizilirken, büyük köye geniş topraklar verilir elbette.. Göle’deki çayırları düzdeki tarlalarıyla Soğmun, adeta bir ilçe büyüklüğüne ulaşır.. Her nedense, sonraki yıllarda köyden Şiran’a, Narman’a, Tokat’a ve yurdun bazı illerine göç edenler olur. Nüfus azalır, lakin topraklar azalmaz..
İşte o yıllardan hoş bir hikaye.. Nezen (Eje) Nene’yi bilirsiniz. Tam bir Osmanlı kadını. Köye gelen Rus askerlerden birisi ona arkadan sarılmak ister. Geriye dönen Nenemiz, zavallı askeri yakaladığı gibi yere serer, tüfeğini alır ve asker yalvarıp yakarmaya başlayınca da, acıyıp bırakır...
Yıllardır bir özlemim vardı, bu nedir biliyormusunuz dostlarım: 11 yıllık TSK mensubuyum, yurdumuzun her köşesinde görev yaptım ve dahada yapacağım. Jandarma Karakollarında, bölüklerinde çalıştım. O kadar asker uğurladım. Ama bu askerlerden birisi benim köylüm olmadı. Çok istiyordum bir köylümün yanımda askerlik yapmasını. O zaman onu başımın üstünde tutardım, her türlü yardım ve desteği sağlardım. Ama şu ana kadar olmadı, bundan sonra belki olur. Köylülerimi çok seviyorum.Herşey vatan için o vatan içinde köyüm benim.
Bizim atalarımız bize "vatan için öl" dediler, "canını esirgeme" dediler. Bu ruh bence gittikçe azalıyor, belki azalmıyordur ama ben öyle hissediyorum. Biz vatan için GABAR'da CUDİ'de tüfek çatarken, bazıları lüks konaklarda, villalarda bacak çatıyor. Zoru görünce vatanı terk edip kaçacak olanları tanıdıkça,aynı vatanda yaşayan bazılarını gördükçe vatan sevgisi elbette rencide olur. Malesef ruhumuzu, geçmişimizi, gelenek ve göreneklerimizi yavaş yavaş yıpratıyorlar. Emperyalist düşüncenin hedefi bölüp, parçalayıp, yutmaktır. Ama şuna inanıyorum ki hepimiz ölmedikçe bu vatan bölünmeyecektir ve bölünmez.
şerafettin ali vuralın eşinin vefatından bahssediliyor açıklarmısınız hangi ali ayrıntıolursa daha iyi anlaşılacak. Merhuma Allahtan rahmet, Ali kardeşimize ve tüm sevenlerine sabırlar diliyorum.
Sn.Dr Recai Akyel abimizin adaylığını biraz geç öğrendim. Kendisi için hayırlı olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.İnşallah hayırlısıyla seçilir. Allah yardımcıları olsun. Nihat Kaya
Köyümüzün gururu Tokat Valisi Sn Dr. Recai AKYEL Valimiz SAYIŞTAY Başkanlığı için adaylığını açıklamış bulunmaktadır.
İnşallah Sn Valimiz Sayıştay Başkanlığına seçilir ve bundan önceki yapmış olduğu