|
||
| Henüz çocuk denilebilecek bir yaşta uzak diyarlara gelin giden bir hanım, yaşlılık günlerinde, yani gidişinin üzerinden tam 70-80 yıl geçtikten sonra, üstelik gözlerini kaybetmiş olarak Soğmun’u ziyaret etmek istemiş. At üstünde köye giderken bir ara yanındakilere, nerede olduklarını sormuş. Yanıkkaval’ı biraz önce geçtik demişler. İyice eğilen yaşlı kadın kafasını atın yelelerine kadar indirmiş. Bunu neden yaptığını sormuşlar; ben giderken buralar meyve bahçeleri ile doluydu demiş. Ağaç dalları kafama değmesin diye eğildim. Bugün hala dururlar mı bilmiyorum, ancak ben çocukken, yabanileşmiş de olsa birkaç muşmula ağacının derede hala meyve verebildiğini hatırlarım.. Bilirsiniz, meyve denildiği zaman Gürcüler, Gürcü denildiği zaman da meyveci akla gelir. Sebepsiz değildir elbette.. Soğmun ve çevresindeki Gürcü dönemi, meyveciliğin de yoğun yapıldığı yıllardı kuşkusuz.. En az iki yüz küsur yıllık olduğu tahmin edilen o iki muhteşem ceviz ağacını hatırlayınız lütfen. Yıllanma olmadan, her sene tenekelerle ceviz kaldırılırdı. Sonradan dikilen birkaç ceviz ağacından da iyi verim elde edildiğini söylüyorlar. Hakim rüzgarlara kapalı olan çanak yapısı ve 1300 metre civarındaki rakımı ile Soğmun, özellikle ceviz yetiştiriciliği için ideal ortamı sağlar. Bu kadar uzun bir girizgahtan sonra, gelelim asıl söylemek istediklerimize.. Orman bakanlığı en az beş dönüm olmak kaydıyla, tüm bireysel ve köy tüzel kişiliklerinin ceviz dikim müracaatlarını değerlendirip projeler hazırlıyor. Ağaç bedeli, dikim, sulama tesisi, çit ve üç yıllık bakım masrafları için projede belirlenen kredi 15 yıllığına çok düşük bir faizle veriliyor. Ve sözüm sizedir gençler!.. İyi niyetli bir çaba ile, köyden Yanıkkaval’a kadar bütün araziye ceviz ağacı dikebilirsiniz, hem de 15 sene boyunca cepten beş kuruş harcamadan. Unutmayın, en büyük ibadet değer üretmektir.. Bizim tavsiyemiz şu: Bahse konu alanlarda tapulu arazisi olanların bireysel olarak verecekleri dilekçelerle, köy tüzel kişiliğine ait yerler için ihtiyar heyetinin hazırlayacağı dilekçeler ortak bir dosyada birleştirip orman işletmesine verilsin. Böylece çok büyük bir proje ortaya çıkmış olur. Derenin suyu damlama sistem ile bütün ağaçları rahatlıkla sulayabilir.. Kabaca bilgi vermem gerekirse, 200 dönüme dikilecek 2000 civarındaki ceviz ağacından, 5 yaşında iken 8 ton, 8 yaşında 35 ton, 12 yaşında ise yaklaşık olarak 70 ton verim elde edilebilir. Bodur ağaçlarda hem ürün hasat etmek kolaydır, hem de elde edilecek ürün, yukarıdaki verilerden çok daha fazladır. Özetle, 7-8 dönümlük bir alandan elde edilecek ürün bir evin geçimini temin etmeye yetecektir. Eğer ocak ayı içerisinde müracaat yapılabilirse, sanırım projeyi bahara yetiştirip ağaçları dikmek mümkün olabilir… Kiminle konuştuysam, bizim köylüyle bu iş olmaz dediler. Çok üzüldüm.. Hatta bir ara köye gidip anlatmak istedim, ama cesaretim kırıldı. Üstelik bu yazıyı umutsuzca yazıyorum.. O nedenle fazla ayrıntıya giremedim.. Eğer böyle bir projeyle gerçekten ilgilenebilecek birkaç kişi çıkar ve beni çağırırsa, köye gidip meseleyi etraflıca anlatabilirim.. Gençlere son bir tavsiye daha, ama bir öykü ile.. Dünya çapında bir başarının sahibi olan birisine, başarısını neye borçlu olduğunu sormuşlar. "Bir böceğe," diye cevaplamış. "Bir zamanlar, bir fener direğine çıkmak isteyen küçücük bir böcek görmüştüm. Direk kaygan olduğu için yarı yolda düşüyor, fakat o yılmadan tekrar tırmanışa geçiyordu. Yüzlerce defa aynı hareketi tekrarlayıp durdu. Onu o halde bırakıp, bir dostumu ziyarete gittim. Çok zaman sonra döndüğümde, bir de ne göreyim, o böcek direğe tırmanmış, lambanın yanında duruyor. Onun sabrı ve başarısı bana rehber oldu." Doğrusu, ben Soğmun’da kötü insan tanımadım.. Hatta, dünyanın en iyi insanlarının bu köyde yaşadığına inanırım. Dahası, o eski kavgaların, naif ve çocuksu bir alınganlık eseri çıktığını düşünürüm. Galiba temel sorun, iletişim.. Küçücük adımlarla herkesin kalbine ulaşılacağından neredeyse eminim.. Keşke hayırlı bir girişim başlatıp bütün o umutsuz söylem sahiplerini yanıltsalar.. 2008’e girerken bundan ala dilek mi olur.. Hadi bakalım, hayırlısı!.. Mehmet VURAL |
||
|
||
| Saygı değer, Mehmet Hocama selam ve saygılarımı sunuyor, yoğun bir iştemposu içerisinde olmasına rağmen köyümüz için neler yapabilirim diye düşünüp çok güzel, güzel olduğu kadar verimi bol masrafsız aynı zamanda doğa ya katacağı renkten dolayıda bambaşka bir güzellik verecek olan ceviz ekimi ile ilgili bahsettiği projeyi destekliyor, böyle bir proje için her türlü fedakarlığı yapacağına inanıyor site aracılığıyla kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Örnek olarak gösterildiği gibi köyümüzde ceviz ağaçlarının hiç bir yerde olmadığı kadar alabildiğince büyüdüğünü buna bağlı olarakta yüksek bir verim verdiğini biliyoruz. Burada bizlere düşen masrafsız bir kazanç kapısı açacak olan bu projenin hemen geçiktirilmeden hayata geçirilmesi için köyümüz halkına ulaşmak bilgi vermek bilgilendirmek olmalı. Saygı değer hocamın çok güzel bir ifade ile yazmış olduğu Soğmun güzellemesi (2) de ifade ettiği gibi şehirde yaşayan gençlere acıyorum.Şöyleki hep başkasına çalışanlar başkaları için çalışır, onları zenginleştirirken kendilerini bedenen fakirleştirir.... Bundan dolayı bu proje için fazla zaman kaybının olmayacağı fazla bir masraf olmayacağı diğer yapılacak başka işler içinde zaman kalacağı düşüncesindeyim. Başlamanın bitirmenin yarısı olduğu kanaatiyle ve dileğiyle hep birlikte bu projeye sahip çıkalım köyümüz gençlerine ulaşalım anlatalım uygulayalım. Gençlerimiz uygulayıcı bizler de destekleyici olalım..hadi kolay gelsin saygılarımla Cevdet Vural |
||
|
||
| Evet cevdet abi dediğin gibi bu projede bedenlerimizin fazla yorulmayacağı kesin ve kazançlı çıkacağı aşikardır. Ama denildiği gibi bilgilendirme ve sağlıklı çalışma için öncülük edecek kişi veya kişiler olması gerekmektedir.Şunu söylemek isterim ki Saygıdeğer babam bu projenin içindedir ve şu an uygulamktadır. Belki bizlere yetişmez ama köydeki bahçemizde bir çok tane ceviz ağacı vardır. Herkes kendi bahçesinin önüne bu ceviz ağaçlarından dikmelidir. Ceviz ağacının Sadece bir şeye zararı vardır oda betonarme binalar bizim köyde olmadığına göre bu proje köyümüz için uygundur. Aynı zamanda herkesin köyde kendine ait şehirlerde bulamadığımız bahçeleri var ve önlerini bu tür ağaçlarla süsleyebilirler. Evet kısacası bu projeyi destekliyorum. şimdiden projelerimiz köyümüze hayırlı olsun | ||
|
||
| Şerafettin bey ;Ceviz ağacının Sadece bir şeye zararı vardır oda betonarme binalar demişsiniz buda bilimin ince bir ayrıntısı demek.Merak ettim ceviz betonerme veya betona zarar veriyormu nasıl veriyor ? hayat bir tecrübeye yetmez. demekki yaşadıkca bilmediğimiz çok şeyin olduğunu bilmemiz gerekiyor. Şu ceviz projesiyle ilgili destek artsın köy ortak yeri olan yerlerede ekim yapılarak herkesin desteği ve katılımı ve aynı zamanda ortaklığı sağlanmış olur.Bu ceviz ağacının eski köyde ki pey dediğimiz yerlere ekilmesi halinde daha güzel gelşip kısa süre içerisinde verim vereceğinden eminim. |
||
|
||
| şöyle söylemeliyim ceviz ağacının kökleri çok inatçı ve sağlam kök olduğundan beton demir dinlemeden girer onun için binalara yakın dikilmez bu da bilimde yazmaz sadece hayat tecrübelerinden cevdet abi.. Saygılarımla | ||
|
||
| bu ceviz agacı güzel fikir ama zaten koyumuzde ceviz agacına yönelik bir gelişme var sadece bizim bahçede 12 tane ceviz fidanı var ama bu ceviz agacı yapraklarının zararlı ve zehirli oldugunu söylüyorlarinsan saglıgına ve yeşile saygılarımla | ||
|
||
| Üçtaştan bizim yaylaya doğru çıkan yoldur. Azmı öküz arabasıyla odun getirdim. | ||
|
||
| köyümüzle alakalı ceviz projesini dün siteden okudum.cevizin diğer bitkiler üzerinde zararı olup olmadığı hakkında tereddütlere düşülmüş. yüksek yapılı bitkiler arasında yaşamlarını sürdürebilmek için ışık,su ve toprakta bulunan besın maddeleri için birbirleriyle rekabet ederler.bunun bilimsel adı "allelopati"dir.ceviz ağacının da diğer bitkiler üzerinde böyle bir etkisi olduğu bilimsel olarak ısbatlanmıstır.cevizin çam,patates,hububat gıbı degısık bıtkılerın gelısımlerını gerılettıgı belırlenmıstır.hatta çok yakınına dıkılırse ürettigi zehır ıle elma ağaçlarını bıle çürütetebılır. bu konuyla alakalı yapılan bılımsel calısmalarda zehırın ılk once kökte olduğu duşunuluyordu.ama daha somra gövde ve yapraklarında oldugu bulundu. cevizde bulunan zehırın "1,4,5-trihidroksinaftalinin 4-glıkozit"i oldugu belırlendı.bu zehir toprağa karıstıktan sonra topraktakı bazı maddelerle birleşip kımyasal degısıklıge ugruyor bu degısıklıkler sonucu"naftokınon" ve "juglon" denen maddelere donusuyor.(juglon suda erıyen sarı bır maddedır.cevızın ellerı boyamasının nedenı de bu maddedır) bu olayda ılgınç olan zehırın cevızde zehırsız olarak bulunmasıdır yanı bu zehırın cevıze hıç bır etkısı yok.cunku onceden de dedıgım gıbı zehırın aktıflesmesı ıçın topraga karısması lazım.ama cevızın bu etkıyı gostermesı için cevresınde kı toprakta uzun sure kalması ve zehırın yağmurla bırlıkte duzenlı olarak topraga gecmesı lazım.cevızın olumsuz etkısı genellıkle bır yıllık bıtkılere oluyor. bu yazıyı yazmamda kı amaç bu projeyle ılgılı olumsuzluk olusturmak degıldı.sonucta cevız ıcın ozel bır alan olusturulup bu proje gerceklestirilebilir.ben sadece konuyla alakalı bılgılerımı paylasmak ıstedım.SELAMLAR.. |
||
|
||
| Ceviz projesi harika bir fikir. Köyümüzde ceviz yetişir mi, yetişmez mi diye öyle uzun uzadıya derin tetkiklere ihtiyaç olduğunu da düşnmüyorum. Görünen köy kılavuz istemez. Yaşı otuzun üstünde olan her Soğmunlu şimdi hiç bir yerde göremeyeceğimiz o efsanevi ceviz ağaçlarını hatırlar. Sadece o ağaçların varlığını düşünmek bile köyümüzün ceviz yeiştiriciliği açısından ne muazzam br potansiyel taşıdığnı anlamamz için yeter de arar bile. Ayrıca bilenler biliyor, ama bilmeyenlere de bendeniz buradan duyurmak isterim.Köyün rakımı bir hayli yüksek olduğu için bütün ağaçlar ve bu arada tabii cevizler de bahara geç uyanıyor. Yani erkenden açıp sonra da beklenmedik mart-nisan soğuklarında çiçeklerin üşüme ihtimali çok düşük ve bu durum meyve yetştiriciliği için çok önemli bir avantaj. Ceviz ağaçlarının köklerini dert eden arkadaşlara da diyeceğim şu ki, bunu başka bir yerde söylemeyin.Duyan işiten de gökdelenlerin arasına ceviz fidanı dikeceğimizi zanneder, sonra başımız sıkıntıya girer(!) DİKİLECEK AĞAÇLARIN KÖKLERİ EN KÖTÜ İHTİMALLE, KAYMAYA MÜSAİT OLAN ZEMİNİN SAĞLAMLAŞMASI İÇİN BİR ÖRGÜ VAZİFESİ GÖRÜR. Dağ, taş, dere, tepe alabildiğine boş. Siz yeter ki dikin ve diktiğiniz ağaçları koruyun. Meseleye olumlu br açıdan bakılırsa zannediyorum bu proje kısa zamanda uyglanma şansı bulabilir. |
||
|
||
| GÜZEL BİR ŞEKİLDE AYDINLATMA OLMUŞ ÖNCELİKLE TEŞEKKÜR EDERİM. SİZİDE YENİ ÜYEMİZ OLARAK TANIMAK İSTERİZ BİLMENİZİ İSTERİM. BİZDE GEBZE DE BİRARAYA GELDİĞİMİZDE CUMARTESİ GÜNÜ CEVİZ OLAYINI ENİNE UZUNUNA TARTIŞTIK. . KÖYDEN GELEN MİSAFİRLERİMİZDEN ÖĞRENDİĞİME GÖRE CEVİZ AĞACINI HERKESİN DİKTİĞİNİ GÖRÜLMEKTEDİR. BENCE BİZİM BU GİBİ YERLERDE TARTIŞMAMIZ FAYDALI OLUYOR. NEDEN DİYECEKSİNİZ EN AZINDAN BİR GÜNDEM OLUŞTURARAK MİLLETİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR VE BU DURUMA KÖYLÜLERİMİZİ ISINDIRMIŞ OLUYORUZ. YİNE O TARTIŞMA İÇERİSİNDE GEÇEN MEVZU ŞUYDU Kİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM BİLEN VARSA BİZLERİ AYDINLATSIN VE ONA GÖRE CEVİZ AĞAÇLARININ DİKİLECEĞİ YERLERİ SEÇMEDE ÖNCELİKLE AİLEMİZİ VE KÖYLÜLERİMİZİ AYDINLATALIM. KONUŞMADA CEVİZ AĞACININ ÇEVRESİNDEKİ BİTKİLERE ZARAR VERDİĞİNDEN BAHSEDİLDİ Kİ BU OLAYI BİZİM BAHÇEDE DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN BİRAZ HAKLILIK PAYI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. ÇÜNKÜ BİZİM CEVİZLERİN YAKININDAKİ AĞAÇLARDA DİĞER AĞAÇLARA GÖRE AZ GELİŞMİŞLİK GÖRÜLMEKTEDİR. ACABA İNSAN ÜZERİNDE BİR ETKİSİ VARMI. ACABA CEVİZ AĞACINI DAHA UZAK YERLERE Mİ DİKMELİYİZ ?. CEVİZ AĞACI SUYU SEVERMİ SULAMAK GEREKİRMİ? BAŞKA NE TÜR MEYVE AĞAÇLARININ KÖYÜMÜZDE VERİMLİ OLARAK YETİŞTİĞİNİ BİLİYORMUSUNUZ ? CEVİZ İLE İLGİLİ ÖRNEK WEB SAYFASI http://www.ordutarim.gov.tr/turetim/ceviz/Ceviz.htm |
||
|
||
| Mehmet hoca çok haklısın ama hep adımları birilerinden bekliyoruz, onun için bütün düşünceler yere basmıyor ve havada kalıp biraz zaman sonra kaybolup gidiyor, dediğin proje güzel ama biraz umutsuz. Biz dışarıda köyümüze özlem duyduğumuz için hep bardağın dolu tarafına bakıyoruz, unutmayalım ki bardağın boş tarafıda var. Acı ama gerçek, bilmem siz ne dersiniz benim düşünceme, ama köyüm için ne iyiyse onun yanındayım. Birde hangi gençlere sesleniyoruz, biz daha yaşlanmadı ki, Allah yolunuzu açık etsin. Saygılar. | ||
|
||
| “Köyden Yanıkkaval’a kadar bütün bir araziye” derken, belki ileride verintap ve kamışlıgölü de içine alması muhtemel yüzlerce hektarlık ceviz ormanlarından bahsetmeye çalışıyordum. Evlerinizin önüne dikeceğiniz fidanları konuşmak hayli küçük düşünmek olurdu ki, zinhar kastımız bu değildi. Bir fıkra anlatmama müsaade ediniz!.. Hani bilirsiniz, Temel ile Fadime ormana gitmiş. Temel; "Sevgili karıcuğum!” demiş. “Hele şu ormana bir bakar mısın, ne kadar da güzel görineyi." Fadime sağına soluna iyice baktıktan sonra cevap vermiş; "Bakayirum, bakayirum ama, ha bu ağaçlardan ormanı göremeyirum ki.” Yani demem şu ki; ayrıntılara takılmadan büyük resmi görmeye çalışalım.. Öyle görünüyor ki, projenin bahara yetiştirilme ihtimali kalmadı gibi.. Ama istenirse ayakları yere basan bir oluşum gerçekleştirilerek, önümüzdeki sene bu işe start verilebilir.. “Allıturnam” rumuzuyla yazan üyenin kimliğini merak ediyorum.. Meseleyi bu kadar derinliğine kavramış birisinin varlığı doğrusu beni umutlandırdı.. Eğer köyde yaşıyorsa, bu işin önderliğini üstlenebilir.. Katkı sağlayan herkese teşekkür ederim.. Selamlar.. Mehmet VURAL |
||
|
||
| Mehmet hocam size katılıyorum. bir önder şart bu durumu acaba köyde birisi anlatsa bu işler için önder çıkarmı diye düşünüyorum. Tabiki köyden biri olması gerekiyor. | ||
|
||
| SOĞMUNU ZENGİNLEŞTİRELİM AMA NASIL ?... Değerli hocam öncelikle kıymetli iltifatlarınız için teşekkür ederim. Bendeki derin kavrayıştan bahisle iltifat etmişsiniz. Kaliteyi gözünden tanıyorsunuz… Bendeki cevheri hemen keşfettiniz ya, helal olsun… Ben hep derdim “Beni hayatta bir kişi anladı o da yanlış anladı.” Çok şükür bir anlayanım daha çıktı ve bu sefer yanlış anlaşılmadım. Eh bundan sonra gayrı ölsem de gam yemem… Şaka bir tarafa, gelelim Soğmun Köyünün zenginleştirilmesi kapsamında müzakere edilen ceviz yetiştiriciliği projesine. Bu gün belki daha önce yazdıklarım kadar hoşunuza gitmeyecek şeyler söyleyeceğim. Ama söylenmesi icap ettiği için burada dile getirmek de fayda görüyorum. Siz de taktir edersiniz ki bu gibi mevzularda realist olmak zorundayız.Meseleye ne kadar gerçekçi yaklaşılırsa, hedefe o kadar yaklaşmış oluruz diye düşünüyorum. Sizin de çok veciz bir şekilde ifade ettiğiniz gibi, her şey hazır. Un, şeker, yağ…Geriye helva yapmak kalıyor. Ancak gel gör ki zaten işin en zor kısmı da işte bu helva yapma bölümü. Müsaade ederseniz ben de meseleye bir fıkrayla açıklık getirmek isterim. Mutlaka biliyorsunuzdur da ben günün anlam ve önemine binaen bir kez daha anlatayım. Bu söylediklerim yanlış anlaşılmasın. Sadece meseleyi çeşitli yönleriyle ortaya koymak istiyorum. Efendim malumunuz kedilerle , farelerin arası pek iyi değildir. Kilerin birinde yaşayan farelere bir kedi musallat olmuş ki düşman başına. Sinsi, atak, çevik ve tam işinin erbabı bir mırnav. Bu gözü pek mırnav neredeyse farelerin kökünü kurutacak. Fareler bakmış bu işin sonu pek hayra alamet değil, bir olağanüstü kurultay toplayıp meseleyi masaya yatırmışlar ve başlamışlar uzun uzadıya müzakere etmeye. Bayağı uzun ve tartışmalı bir toplantının ardından önemli bir karar almışlar. Tekir kedinin boynuna bir zil takılacak ve kedi daha mekânlarına yaklaşmadan fareler zilin sesini duyup sırra kadem basacaklar. Bu fikri herkes çok beğenmiş de tam toplantı dağılacakken topal bir fare bu mutluluğu bozacak ufak bir arıza çıkarmış. Bu topal fare, topal olmasına topalmış da yaşlı olduğu için aynı zamanda gün görmüş ve tecrübeli bir fareymiş. Oturduğu yerden orada bulunanlara demiş ki: -Dostlarım iyi dersiniz, hoş dersiniz de, kedinin boynuna zili kim takacak?.. Değerli hocam, teşbihte hata olmasın ama bizim köydeki problem tam da bu fıkrada anlatılan duruma benzer bir şey. İnsanları bir araya getirmek, onları ikna etmek, inandırmak işin en zor kısmı. Birilerinin bunu başarması lazım ama kim ?... Ben bu ceviz yetiştirme konusuna çok da yabancı değilim. Birkaç yıldır bu meseleye ufaktan kafa yoruyorum. Köyün ceviz yetiştiriciliğine uygunluğu konusunda en ufak bir tereddüdüm yok. Bu hususta fikirlerine itibar edebileceğim arkadaşlarla, bu işten anlayan kimselerle, bölgeyi bilen ziraat mühendisleriyle konuştum. İlk etapta yapılması gereken işlerden biri öncelikli olarak sulama meselesini halledecek projeler üzerinde düşünmek. Yani sulama konusuna net bir açıklık getirmeden, öyle sizin bahsettiğiniz çok geniş bir alanı içine alacak girişimlerden bahsetmek, hayal değilse bile, meseleye yanlış yerden başlamak olur. “Saldım çayıra, Mevla’m kayıra” yaklaşımıyla bu konuların, hele hele bahsedildiği gibi büyük çaplı projelerin uygulanabilirliğini sizler de mümkün görmezsiniz. Çünkü ceviz her ne kadar fazla su isteyen bir ağaç değilse de, ilk birkaç yıl mutlaka çok iyi sulanması gerekiyor. Bu şart. Sulama işini hesaba katmadan atılacak bir adım daha başlarken kaybetmek anlamına gelir. Sulama konusunda, uygulanabilirliği nedir tam bilemiyorum ama, mesela Eğri yolun arkasındaki yayladan gelen su üzerinde göletler inşa edilebilir mi ? Verintap’tan gelen su ile, yayla tarafından gelen suların birleştiği yerde, derede bir toplama havuzu yapılabilir mi ? Öncelikli olarak bunların olabilirliği üzerinde biraz kafa yormak gerekiyor. Köylü böyle bir şeyi yapamaz, ama acaba köy hizmetleri kanalıyla böyle bir şey yapılabilir mi? Yıllardır boşa akan bu sular, devlet desteğiyle ufak göletlerde, havuzlarda toplanıp değerlendirilebilir mi? İlk etapta daha ufak çaplı bir şeylerle başlansın deniyorsa şayet, o zaman da yine sulama meselesini gözden uzak tutmadan yapılacak bazı teşebbüslerden bahsedeyim. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının, İlçe Tarım Müdürlükleri kanalıyla yaptığı bir destek var. Beş (5) dönüm ve yukarısı için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, HER DÖNÜM İÇİN 250 YTL DESTEKLEME PRİMİ veriyor. Karşılıksız bir prim. Ancak projenin en az beş dönümlük bir alanda uygulanması şartı var. Şu an ki imkânlarla sulanabilir 5 dönüm yeri olan herkes bu destekleme priminden faydalanabilir. Bizim bölgemize uygun olan türler “KAMAN” ve ”ŞEBİN” diye tespit edilmiş. Şimdiden ceviz dikmeyi düşünenler mutlaka bu iki cinsin birlikte dikilmesi gerektiğini bilsinler. Eğer, Kaman ve Şebin beraber dikilirse ancak o zaman döllenme gerçekleşiyor ve verim alınabiliyormuş. İlgilenen arkadaşlar bu hususu da unutmasınlar. Ankara’da tarım kredi kooperatiflerinde yetkili bir arkadaşa durumu anlattım. Dünya Bankası ve AB çerçevesinde hibe kredilerden ve düşük faizli kredilerden bahsetti. Mart ayında bir proje takibi için Erzurum’a gelecek. Köye de gideceğiz. Ancak belli bir altyapı şart. Sözün özü daha başlangıç safhasında işin paraya tekabül eden kısmı var ki o kısmı halletmek çok zor. Köy halkının durumunu biliyorsunuz. Maddi olarak vatandaşların durumu çok parlak değil. Belli bir katılım payı olmadan da kredi desteği almak mümkün gibi görünmüyor. Konuyla alakalı edinebildiğim bilgileri sizinle paylaşmaya devam edeceğim. Görüşmek üzere, saygılarımla… |
||
|
||
| Evbakan köyü sitesi müdavimlerine ve bütün Evbakan köylülere selamlar. Ben birkaç yıl Şenkaya'da görev yapmış, bir bakıma fahri hemşehrinizim. Köyünüze de bir vesileyle gelmiştim.Bu sebeple Evbakan köyünü az da olsa tanıyorum. İnternette dolaşırken, köyünüz sitesini gördüm. Öncelikle emeği geçen arkadaşları kutluyorum. Son derece güzel hazırlanmış, seviyeli, yazılarla ölçülü ve bence kendi çapında gelecek vaad eden bir site... Ceviz yetiştiriciliği fikrini ortaya atan arkadaşları da kutluyorum. Eğer birlik ve beraberlik içinde böyle bir faaliyeti gerçekleştirebilirseniz, çok önemli bir iş yapmış olursunuz. Öncelikle birlik, beraberlik ve bir davaya inanmış insanların fedakâr duyguları ile meseleyi sahiplenirseniz başarmamak için hiç bir sebep göremiyorum. Önce inanmak, sonra kozasını ören ipek böceğinin inatçı sabrı lazım. Bana soran olsa derim ki özellikle elinde her hangi bir mesleği olmayan kişiler, metropol şehirlerin modern kölesi olmak yerine, kendi topraklarını işlesin ve kendi işlerinin efendisi olsunlar. Doğudaki bütün köylerin kaderi birbirine benziyor. Çiftini, çubuğunu bırakan çoğu insan soluğu büyük kentlerde alıyor ve sonra o insan yutan labirentlerde yine birçoğu heder olup gidiyor. Ben, yol, su ve elektriğin olmadığı zamanlardaki köyleri görmedim, ama anlatılanlardan biliyorum. Şimdi şartlar değişti, artık haberleşme, ulaşım ve aydınlanma gibi hayati intiyaçlar köylülerin ayağına geldi. Gittikçe kirlenen dünyada organik tarım gibi önemli bir kavramdan bahsediyorlar. Yakın bir gelecekte organik tarım denilen şey enerji kaynaklarından daha değerli hale gelecek. Yani tam da sizin köylerinizden bahsediliyor. Topraklarınızın kıymetini bilin, onları değerlendirmek için çareler arayın, hiçbir gayret sarfetmeden gökten kudret helvası beklemeyin. Sözün özü, hiç vakit kaybetmeden böyle bir fikri ortaya atan kardeşlerinize kulak verin. Çok değil birkaç yıl sonra parmakla gösterilen ve örnek alınan insanlar olacağınıza inanıyorum.. Böylesine güzel bir fikri ortaya otan ve bunu destekleyen uzak görüşlü arkadaşları kutluyorum...Sitenizi sık sık ziyaret edeceğim, faaliyetlerinizi merakla bekliyorum... Herkese kalbi muhabbetlerimi yolluyorum... |
||