|
||
| Başarılı Kişilerin Özellikleri 1.Kendini iyi tanırlar ve yönetirler. 2.Zamanı iyi kullanırlar . 3.Belirli amaçları vardır. 4.Çevresi ile iyi etkileşim kurarlar 5.Bilimsel, akıla ve mantıklı düşünme becerisine sahiptirler. 6.Olaylardan ve problemlerden korkmazlar, risk alabilirler 7.Toplumsal ve ailevi değerlerin bilincindedir. 8.Kaynaklan çok iyi kullanır, gerektiğinde yardım isteyebilirler. 9.Yerinde ve zamanında konuşmasını - dinlemesini bilirler. Çalışma Ortamının Düzenlenmesi 1) Çalışma odası fazla sıcak ve soğuk olmamalıdır, iyi havalandırılmak ve sessiz olmalı 2) Çalışma masası ve yüksekliği boyunuza uygun olmalıdır. 3) Ders çalışma ortamında ,poster afiş ve resimler dikkatin dağılmasına yol açacağından bu tür şeyleri bulundurmayın. 4) Çalışma masası çalışma dışındaki faaliyetler için kullanılmamalı sadece çalışma anında kullanılmalıdır. 5) Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak malzemenin el altında bulunması gerekir. 6) Işık mümkünse gözünüze direk gelmemeli, gelmelidir. Gölgeniz çalıştığınız yere düşmemelidir. 7) Psikolojik olarak yatağı görme ve uzanma insanın uykusunu getirir. Ders çalışırken dik oturmalı ve yataktan uzak durmalısınız. Ders çalışırken televizyon izlenilen ortamda bulunmak ve müzik dinlemek dikkati dağıtır.Çalışmayı Sürdürmek Beyninizdeki hazır bilgiyi ne kadar tekrarlarsanız yeni gelen bilgiyi kavramanız kolaylaşır. Günü gününe bilgilerinizi taze tutmalısınız, eski bilgilerinizle yeni bildiklerinizin arasında bağlantı kurmaya çalışmalısınız. Eski bilgileri unutmuş olan beyin yeni bilgileri daha güç öğrenecektir. Uyku: Düzenli bir uyku verimli öğrenme için çok önemlidir. Unutma ve hafızayı en az bozucu etki yapan faaliyet uykudur. Yatmadan önce yapılan kısa bir tekrar öğrenilen konunun en iyi şekilde hafızaya kayıt yapılması demektir. Uykumuz mutlaka düzenli olmalıdır. Kaygı: Aşırı kaygı öğrenmeyi zorlaştırır. Gerginlik damarlarda daralmaya neden olduğundan hücrelere giden kan miktarında azalma olur. Kan az gidince hücreler yetersiz beslenir. Bu da öğrenmeyi olumsuz Etkiler. Eğer sizi rahatsız eden düzeyde kaygınız varsa yardım almak için okul rehberlik servisi ile görüşmeniz yararlı olacaktır. NASIL DERS ÇALIŞMALIYIZ? 1. 5 saat aralıksız ders çalışmak yerine her 45 dk.da bir 10 dk. ara vererek çalışma daha faydalıdır. Bu aralıkta beden gevşer ve zihin öğrendiklerini sağlamlaştırır. 45 dk. ders çalıştıktan sonra tekrarlanan bilgi uzun vadeli belleğe yerleşir. 2.Okul çıkışından sonra 1-1,5 saat okul giysilerini çıkarıp yerleştirme, el yüz yıkama, yemek ve dinlenme için ayrılmalı 3.En kısa zamanda ders başına geçip o gün işlenen konuların genel tekrarı 15 dk. bile olsa muhakkak yapılmalı 4. 10 dk. ders arası verilmeli 5.Ertesi gün ödevlerine hazırlık şeklinde çalışmaların ve ödevlerin yapılması 6.Problem çözümüne ulaşıncaya kadar ara verilmemeli 7.Konuyu çalışmaya başlamadan önce konunun alt başlıklarım sırası ile okuyup arlarında bağlantı kurmaya çalışın. 8.Küçük kartlara önemli notları, ezberi zor olan bilgileri, formülleri yazıp yanınızda taşıyın, otobüs durak yolculuk gibi yerlerde fırsat buldukça tekrar edin. 9.Gece yatmadan önce gün içinde öğrenilenleri 10 dk. Tekrarlayın, sabah kalkınca aynı bilgileri bir kez daha gözden geçirin. Böylece bilgileriniz tam öğrenilmiş olur. 10.Bu bilgilerden sonra ders programı çıkarmakta zorlanıyorsanız sınıf öğretmeninize ve rehberlik servisine başvurabilirsiniz. Zihnin dağılmasına yol açan içten ve dıştan kaynaklar vardır. Zihnin dağılmasına yol açan dış sebepler: a-Yatarak ders çalışmak b-Ders çalışırken müzik dinlemek c-Telefonla uzun süre konuşmak d-Çalışma esnasında bir şeyler yemek içmek e-Çalışmaya sık sık ara vermek Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler a-Hayal kurmak b-Endişelere kapılmak Hayal kurmak çalışmaya başlayan öğrencinin çalışmasını engelleyen en sık karşılaşılan durumdur. Çalışmaya başlarken hayal kurmaya başlıyorsanız ve çalışmanız engelleniyorsa size iki öneride bulunacağız. Birincisi:Böyle bir durumda kurmak istediğiniz hayali kendinize ödül olarak verin. "Bu ders çalışma seansımı tamamladığım zaman 10 dk.hayal kuracağım" deyin eğer kendinizi kontrol edebilen bir öğrenciyseniz çalışma isteğiniz artacaktır. Çalışmanızın bitiminde kendinize hak ettiğiniz ödülü zevkle verin ve hayalinizi zevkle kurun. Ders çalışırken hayale dalarsanız ve bunu kendinize ödül olarak verecek şekilde ayarlayamıyorsanız ikinci öneri olarak kurduğunuz hayale devam edip bitirmenizdir. Hayalinizi bitirdiğiniz zaman tekrar derse dönün. Bu hayallerin geri gelmesini önlemenin bir yoludur. 5-10 dk. gibi makul bir süre içinde derse denemediğinizi fark ederseniz yerinizden kalkın yürüyün, hafif fizik egzersiz hareketleri yapıp kendinizi zihninizi ve hafızanızı değiştirin. Endişeler: Zihin dağılmasına yol açan başka sebeplerden biri de endişelerdir, "bu sınavda başarılı olabilecek miyim?, çalışacak bunca konu var, hiç zamanım kalmadı. Mahvoldum, hapı yuttum" buna benzer sorular her öğrencinin zihnini meşgul edebilir. Kendinize şu soruları sormanızı öneriyoruz. "Bu tür düşünceler benim çalışmamı kolaylaştırıyor mu?,Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu? Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu?"Bu sorulara verilecek cevap hayır olduğuna göre yapılacak olan bu düşüncelerde uzaklaşıp çalışmaya yönelmektir. |
||
|
||
| ÇALIŞAN ANNE BABALAR VE SUÇLULUK Gelişmekte olan ülkemizde çalışan Ana ve babaların sayısı giderek artmaktadır. Çalışan Annelerin bir kısmının çocukları okul öncesi dönemde bulunmaktadır. Çalışan ana-babaların yüz yüze oldukları özgün ikilemler vardır. Bunlar çocuk bakımının düzenlenmesi, çocuğun davranışının düzenlenmesi, çocukla birlikte olunacak zamanın yaratılması ve hepsinden önemlisi suçluluk duygusunun yönetilmesidir. Aşağıdaki yorumlar suçluluk duygusu ile ilgilidir. Feminizm çağında olunmasına rağmen, suçluluk duyan Annelerin çoğu evin dışında çalışmaktan dolayı bu duyguyu yaşamaktadır. Çalışan Annelerin büyük çoğunluğu işi bıraktıkları takdirde her şeyin daha iyi olacağını düşünürler. Bu düşünce suçluluğu doğurur. Suçluluk, çalışan ana-babalarca yapılan önemli anlaşmalara, uzlaşmalara bir tepkidir ve her ana-baba şu veya bu şekilde suçluluk duyar. Suçluluk güdüleyici olabilir, huzurlu olmayan ortamın iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Suçluluk aynı zamanda kişinin enerjisini ve isteğini tüketebilir. Eğer çalışan bir ana-babaysanız ve suçluluk duyuyorsanız aşağıdaki noktaları göz önünde bulundurun. 1. Mükemmel aileler, mükemmel ana-babalar ve mükemmel çocuklar yoktur. 2. İş çoğunlukla bir tercih meselesi değildir. 3. Çocuğunuzun bütün işlerini yapmak ve onun taleplerine veya aşırı isteklerine cevap vermek kesinlikle suçlulukla başa çıkma yolu değildir. Sıklıkla ana-babalar suçluluk duyarlar ve ekstra oyuncaklar alırlar ya da özrü olmayan davranışı hoş görürler, çünkü çocuğun ana-baba ilgisinden yoksun olduğu duygusunu yaşarlar. Bunu unutun. Çalışmak, çocuğunuzun daha fazla yapılandırılmaya ve sorumluluk almaya gereksinimi olduğu anlamına gelir, daha az değil. 4. Evin dağınıklığı ve hazır yemekler Annenin daha fazla suçluluk duymasını getirir. Bu suçluluk duygusu, Annenin yemek pişirmesi ve evi temizlemesi gerektiği şeklindeki geleneksel düşünceden ileri gelmektedir 5. Ana sürekli evde olduğu zaman çocukların otomatik olarak daha iyi olacağı düşüncesini tümüyle destekleyen bir araştırma yoktur. Ana-babanın çalışmasından çok, birçok faktörler karışmaktadır. |
||