ZİYARETCİ DEFTERİ

RESİM ARŞİVİ

SİZDEN GELENLER

FORUM

Evbakan Köyü
iconAna Sayfa
icınErzurum
icınŞenkaya
icınForum
icınZiyaretçi Defteri
icınResim Arşivi
icınForum Arşiv
-
ERZURUM
icınGenel Bilgiler
icınKonumu
icınTarihi
-
-
Resmi Siteler
 icınŞenkaya
 icın
Dost Siteler
 icınYünören Köyü
 icınGülveren Köyü
 icınYaymeşe Köyü
icınCanşenkayalım
icınOrmanlı Köyü
icınBeykaynak Köyü
icınErzurumda.com
icınErzurum
icınOltulu Dadaşlar
 

 

 Google™ AdSense® EFT Türkiye Şube Kodları
 
 
Reklamlar
 

Yöresel Ağızlar

 

Anıko : Ana

Babıko: Baba

Eze: Teyze

Nene : Nine

Bıldır : Geçen yıl

Kartol : Patates

Maşrapa: Sürahi

Kodik : Toprak kase

Kuşga : Sınır taşı

Kerte : Bir işin son şekli

Tejgere : Yük sedyesi

Köymek : Gömlek

Tuman : Pantolon

Papak: Başlık

Merek : Samanlık

Pin : Kümes

Mısmar: Büyük çivi

Tuluk : Deri tulum

Dam : Çatı

Zibil : Çöp

Çoğanak : Kapı kilidi

Gındillik : Çember

Gırcikli : Saçı dağınık

Mağat : Sedir

Kor araba : Kağnı

Yuymak : Yıkamak

Çimmek : Banyo yapmak

Ayam: Hava

Bibi : Hala

Emi : Amca

Enteri : Etek

Lobiye : Fasulye

İstikan : Bardak

Guşgana : Tencere

Gollik : Kısa

Horata : Laf, söz

Tekmük : Tekme

Kırtık : Küçük parça

Urba : Elbise

Turik : Torba

Peştamal : Önlük

Kom: Ahır

Tar: Tünek

Mıh : Çivi

Buhari: Baca

Ufağ : Küçük

Zırza : Sürgü

Gıllanmak : Yuvarlanmak

Sinegen : Sinsi

Ako : Canım

İskemle : Sandalye

Peşgun : Sofra

Asbap : Elbise

Seğirtmek : Koşmak

Pisik: Kedi

Yeniş : İniş

Gogo: Kardeş

Gada : Kardeş

Yamaç : Yokuş

Hatıl : Kiriş

Celep : Sürü

 

 
-

1977 Yılı İlkokul Hatırası

-
 FORUM da popüler konular
icınYeni Üyelerimiz
icınŞiirler&Atışmalar
icınFıkralar
icınKimlerdensin
-

Ziyaretçi

 
 
 

Defter ve Site Genel Kuralları

 

Gazetelerden Başlıklar


 

 

Anneler Günü

ANNELERİMİZ  HAYATTA  İKEN…

Anne, fedakârlığın, cömertliğin, karşılık beklemeden  vermenin ve sevginin sembolüdür. Çocukları için yemeyip yediren, giymeyip giydiren, onların mutluluğu için her ıstırabı zevk bilen annelerimize sevgimizi ifade için bütün fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Şüphesiz onlar, sadece senenin belli bir gününde anılıp, diğer zamanlarda ihmal edilecek varlıklar değildir. Anneler, her zaman, bir ömür boyu, sevgiye, saygıya, hizmete, ikrâma ve hürmete layık en yüce varlıklardır. Onlar, başlarımızın tacı, gönüllerimizin ilacıdır.

   Duâlı veya bedduâlı, Allah’a yöneldiği zaman geriye boş inmeyen ellerden biri de anne elidir. Bunun farkında olmak gerekir. Anne bedduası alıp da, hayatta iki yakası bir araya gelmeyen yığın yığın talihsizler vardır. Keşke farkına varıp kendilerini affettirebilselerdi. Hayatlarının sonunda, onlara huzur ve saadeti çok görmek, onları kırmak, üzmek, kanatlarının altına alıp şefkatle onlara bakmamak, incelerden ince nâzik gönüllerini kırmak ne büyük nankörlüktür.

TAMAMINI OKUYUN

ERZURUM İLİNİN KONUMU

ERZURUM İLİNİN SOSYAL VE KÜLTÜREL YAPISI

Erzurum ve Çevresi doğal konumu nedeni ile köprü başı durumundadır. Bu yüzden çok eskiden beri yerleşim ve kültür merkezi olmuştur. Karaz, Pulur, Tufanç, Sivişli, Sos ve Tepecik Höyükleri Eskiçağ tarihine ışık tutmaktadır. Dumlu ve Pasinlerde M.Ö.5000 e varan buluntular vardır.

V.yy da Thedosipolis adıyla konulan Erzurum , Saltuklu döneminde başkent olmuştur. Erzurum : Saltuklu Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı döneminde de çok sayıda yapı ile süslenmiştir. Ancak Deprem ve Savaşlar yüzünden bunların çoğu günümüze ulaşamamıştır. Erzurum Kalesinin tarihi, Şehrin tarihi ile atbaşı yürüyecek kadar eskidir.
Çifle Minareli Medrese, Saat Kulesi, Ulu Camii, Üç Kümbetler, Yakutiye Medresesi, Rüstempaşa Bedesteni (Taşhan) ve Taşambarları ile Aziziye ve Mecidiye Tabyaları önemli tarihi ve Turistik mekanlardır. Bunların yanı sıra birçok Han, hamam, Camii ve Türbe mevcuttur.

Erzurum tarihi boyunca içme suları ile de meşhur olmuştur. Dolayısı ile çeşmeleri de meşhurdur. Yazıcı zade, Cennet Çeşmesi, Kırk Çeşmeli, Akpınar, Dört Güllü, Şabahane ve Tabakhane bunlardan bazılarıdır.

Erzurum İçmeler ve Kaplıcalar yönünden de zengin bir beldedir. Hasankale Kaplıcaları (Büyük çermik , Alipaşa, Asri Otel ve Banyoları) Ilıca Kaplıcaları, Asboğa Çermiği, Akdağ Çermiği. Deli çermik ve Soğuk Çermik bunların önemlileridir. Ekşi su, Maden suyu ,(İspir) Maden Suyu (Hasankale) gibi İçmeler yerli ve yabancı kişilerce tercih edilmektedir.

Eskiden Erzurumlu yaz gelince Akarsu kenarlarına, Ağaçlıklar altına ve Yeşil Yaylalara çıkarak Tabiatla kaynaşmak isterdi. 50 yıl öncesinde bu tür mesire yerlerine gitmek iki türlü olurdu. Şimdiki tabir ile " Piknik" dediğimiz sabah gidip akşam dönme gezilerine "Günü birlik" 15 -20 günlüğüne çadır kurarak kırda oturmaya "Seyre gitme" denirdi. Hasankale’nin bahçeleri, Ilıca da Pulur Çayının etrafı, Abdurrahman Gazinin Yamaçları, Aşağı ve Yukarı Boğaz dediğimiz 40 değirmenler önemli piknik yerleri idi. Şimdi Erzurumlular artık günü birlik pikniğe gidiyorlar. Tortum bahçeleri, Tortum Şelalesi , Fidanlık, Fuar bahçesi, Hasankale, Akdağ, Türbe bu piknik yerlerinin bazılarıdır.

Atlı cirit bir çok İlde kaybolmasına rağmen Erzurum'da devam etmektedir. Türkün at, Yiğit, Kılıç, kalkan ve Ok temaları at ve Ciritte bir oyun halini almıştır. Şehrin Tortum istikametine açılan tarihi kapısının sur duvarlarının yanında oynandığı için bu kapıya kavak kapı denmiştir.

Erzurum’da Atlı Cirit oyununun bir adı da Kavaktır. Halk arasında " Hadi kavağa gidelim" sözü " Hadi Ciride gidelim" anlamında dır. ( S.Bulut, damla damla Erzurum -1984) Şimdilerde kurulan Atlı Spor klüpleri takımlar oluşturarak, aralarında müsabakalar yapılabilmektedir.

Doğuda kış sporlarının en güzel yapıldığı yer Erzurum'dur. Erzurum İl Merkezi ile Palandöken Kayak tesisleri adeta iç içedir.( 6 Km.) Erzurum şehrinin sırtını dayadığı Palandöken dağlarında bu gün 5 yıldızlı Oteller mevcuttur. Erzurum Hava Alanı ile Palandöken Dağ tesisleri arası 14 Km.dir.Yurt içi ve yurt dışından bir çok yerli ve yabancı Turistlerin uğrak yeri olmuştur. Dünyanın en uzun Doğal pisti Erzurum'da dır.

Erzurum Atatürk Üniversitesinin 100 bin kişilik mevcudu ile Ekonomik ve Kültürel alanda şehre büyük katkıları vardır.Bir çok bilim adamı yetişmekte, Müzik,Tiyatro, El Sanatları gibi birçok konuda önemli etkinliklerde bulunulmaktadır. Uluslararası kongre, Panel ve Sempozyumlar Palandöken Dağındaki Oteller kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu Erzurum’un Kongre Turizmi için ideal bir İl olacağı sinyalini vermektedir.

Tarih boyunca Erzurum bir çok şair, yazar ve Devlet adamı da yetiştirmiştir. Nef’i , İbrahim Hakkı, Erzurum'lu Emrah, Sümmani, Ketencizade Rüştü, Reyhani, Kemalettin Kamu, Cemal Gürsel, Kazım Karabekir, Kazım Yurdalan.Celalettin Arif bey bunlardan bazılarıdır. Şehrin kültür hayatına yön veren bu şahsiyetleri unutmak elbette ki mümkün değildir.

Erzurum Halkoyunları zenginliği ve çeşitliliği bakımından büyük bir hazinedir.Bugün oyunlarımız İlkokuldan Üniversiteye kadar bütün gençlik tarafından oynanmakta, Uluslararası yarışmalarda, Festivallerde üstün başarılar kazanmaktadır. Burada Halk Eğitimi Merkezinin hemen hemen tüm Okullarda açmış olduğu kursların büyük katkısı vardır.

Biraz da Erzurum'un eski iş hayatı ve Terkedilmiş sanatlarına göz atalım.Kafkasyalı bini Fuat beyin 1900 yılı başlarında yaptığı bir tespitte 45 kuyumcu , 17 saatçi, 106 Da bağ, 243 Bezaz, 52 At Canbazı , 214 Sığır Cambazı , 7 Pastırma İmalathanecisi, 43Aşevi(Lokanta), 20 Boyacı,32 Mezarcı, 16 Semerci, 150 Terzi (Abacı), 61 Kasap, 66 Nalbant, 40 Tenekeci, 104 Demirci .42 bakırcı, 100 yemenci karaf (Ayakkabıcı) 132 kunduracı, 114 kahveci, 72 saraç, 16 bıçakçı, ve 25 Silahçı dükkanının bulunduğunu yazmıştır. O tarihte şehrin nüfusu 45 bindir.

İlerleyen teknoloji ister istemez El sanatlarını geri itmiş. Onları yapan esnafımız da silip süpürüp götürülmüştür.

Bugün bir "Rahle" yapanı bir mum tahtası imal edeni, bir sarı pabuç, mes dikeni bulmak güçtür. Bütün bunlar artık antika olarak karşımızda durmaktadır. Bundan 50- 60 Yıl önceki El Sanatlarına dayanan Abacı (Giyim- Kuşam) marancı ( kağnı arabasının tekerini yapan) Keçeci, Kevelci,(Deriden yapılan Palto) Tandırcı, Çakmakçı, Saraçlar (Atların süs eğerleri, Meşin kemerleri, Tabanca kılıflarını yapan esnaf) Bıçakçılar, Çıyrıkcılar (Yürümeye başlayan çocukların elle tutup sürdüğü üç tekerlekli yürüteçi yapanlar) Çarkçılar, Hasırcılar, Nalbantlar, Sabuncular, Dabaklar da tarihteki yerlerini artık almışlardır.

Bunların içinde Abacılar, Saraçlar, Bakırcılar, Kalaycılar, Bıçakçılar, Hasırcılar ve Culfacılar (Ehram Dokuyucuları) çok azalan sayıları ile yaşam mücadelesi vermektedirler.

Erzurum yerli halkı Culha'ya Culfa, İhrama'da EHRAM demektedirler.Ehram Erzurum’da yaşlı kadının , köylerde ise bütün kadınların sokak giysisiydi. 0 gün vücuda sarılan ehramlar bugün, masa örtüsüdür. Etek tayyörüdür. Bazen de gece kostümünün kumaşıdır.

Erzurum Büyükşehir Belediyesinin aslına uygun olarak kurduğu tezgahlarla dokuttuğu ehramlar artık dış pazarları beklemektedir.

 

SOSYAL KÜLTÜREL UYGULAMALAR
1-Sergiler
2-Konferanslar
3-Seminerler
4-Anma Günleri.
5-Yarışmalar
6-Gösteriler.

MERKEZİMİZDE KURULAN EĞİTSEL KOLLAR
1-Müzik kolu
2-Tiyatro kolu

 

 

 

 

 

 

-

Resim 1968 'e ait

 
 

Evbakan Kalesi

Evbakan kalesi köyün önemli bir turistik varlığıdır. Çeşitli savaşlara tanık olmuş kalede anıt mezar kalıntıları ve duvarlarında muhteşem motifleriyle turistlerin ilgi odağı halindedir.Kalemiz dikili taşlara açılmış oyuklarla oluşturulmuştur.
 

   ASLAN KARDEŞİM

Bir sonbahar günü, haberi aldım
Kurudu iliğim, büküldü belim
Duymasaydım,keşke lal oldu dilim
Ruhun şad olsun, aslan kardeşim

Gözlerim ağlıyor, dumanlı başım
Hep,çileli geçti otuz üç yaşın
Çatladı kalmadı, şu sabır taşım
Toprağın bol olsun, aslan kardeşim

icınDevamı

Vatan Sevgisi

Yıllardır bir özlemim vardı, bu nedir biliyormusunuz dostlarım: 11 yıllık TSK mensubuyum, yurdumuzun her köşesinde görev yaptım ve dahada yapacağım. Jandarma Karakollarında, bölüklerinde çalıştım. O kadar asker uğurladım. Ama bu askerlerden birisi benim köylüm olmadı. Çok istiyordum bir köylümün yanımda askerlik yapmasını. O zaman onu başımın üstünde tutardım, her türlü yardım ve desteği sağlardım. Ama şu ana kadar olmadı, bundan sonra belki olur. Köylülerimi çok seviyorum.Herşey vatan için o vatan içinde  köyüm benim.
 

Bizim atalarımız bize "vatan için öl" dediler, "canını esirgeme" dediler. Bu ruh bence gittikçe azalıyor, belki azalmıyordur ama ben öyle hissediyorum. Biz vatan için GABAR'da CUDİ'de tüfek çatarken, bazıları lüks konaklarda, villalarda bacak çatıyor. Zoru görünce vatanı terk edip kaçacak olanları tanıdıkça,aynı vatanda yaşayan bazılarını gördükçe vatan sevgisi elbette rencide olur. Malesef ruhumuzu, geçmişimizi, gelenek ve göreneklerimizi yavaş yavaş yıpratıyorlar. Emperyalist düşüncenin hedefi bölüp, parçalayıp, yutmaktır. Ama şuna inanıyorum ki hepimiz ölmedikçe bu vatan bölünmeyecektir ve bölünmez.

Ersin KAYA

Yorum Yaz.

  Site Ekle gazeteler PageRank Checker eXTReMe Tracker

Şerafettin VURAL   İletişim: serafettinvural@hotmail.com

ZİYARETCİ DEFTERİ

RESİM ARŞİVİ

SİZDEN GELENLER

FORUM