Anne, fedakârlığın, cömertliğin, karşılık beklemeden vermenin
ve sevginin sembolüdür. Çocukları için yemeyip yediren, giymeyip
giydiren, onların mutluluğu için her ıstırabı zevk bilen
annelerimize sevgimizi ifade için bütün fırsatları iyi
değerlendirmeliyiz. Şüphesiz onlar, sadece senenin belli bir
gününde anılıp, diğer zamanlarda ihmal edilecek varlıklar
değildir. Anneler, her zaman, bir ömür boyu, sevgiye, saygıya,
hizmete, ikrâma ve hürmete layık en yüce varlıklardır. Onlar,
başlarımızın tacı, gönüllerimizin ilacıdır.
Duâlı
veya bedduâlı, Allah’a yöneldiği zaman geriye boş inmeyen
ellerden biri de anne elidir. Bunun farkında olmak gerekir. Anne
bedduası alıp da, hayatta iki yakası bir araya gelmeyen yığın
yığın talihsizler vardır. Keşke farkına varıp kendilerini
affettirebilselerdi. Hayatlarının sonunda, onlara huzur ve
saadeti çok görmek, onları kırmak, üzmek, kanatlarının altına
alıp şefkatle onlara bakmamak, incelerden ince nâzik gönüllerini
kırmak ne büyük nankörlüktür.
Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük
kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimidir.
Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda
kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır. Tarihi yönden
çok zengin bir çok eseri barındıran ve adeta bir kültür
merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm
potansiyeli taşımaktadır.
İLÇELER
Erzurum (merkez), Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir,
Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler,
Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere.
Pasinler:
Pasinler ilçesi, IV. yy.da Bizanslıların, 615 yılında Arapların, 1084
yılında ise Türklerin eline geçmiştir.
Pasinler'de bulunan 3702 kişi kapasiteli, 39 derece su sıcaklığı olan
termal tesis, ilçe dışından gelen hastalara konaklama hizmetiyle
birlikte; böbrek,sindirim sistemi, idrar yolları, romatizma, siyatik,
lumbago, nevralji ve çeşitli kadın hastalıklarının tedavisinde olumlu
etki yapmaktadır.
Köprüköy: Köprübaşında kurulmuş köy anlamına gelen Köprüköy'ün
kuruluşu çok eskilere dayanmaktadır.
Köprüköy (Deli Çermik) Kaplıca suları, sindirim sistemi, böbrek ve idrar
yolları, kan dolaşımı ve kalp hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve
romatizmal hastalıklara olumlu etki yapmaktadır. Su sıcaklığı 26
derecedir.
Uzundere: İlçenin 3000 yıla yakın geçmişi vardır. İlçe sınırları
içinde bulunan Tortum Gölü ve Tortum Şelalesi yaz aylarında çok sayıda
yerli ve yabancı turistin uğrak yeridir. İlçeye bağlı Çamlıyamaç
Köyü'nde l0.yy 'dan kalma Öşvank Gürcü Kilisesi bulunmaktadır.
Ilıca: Yapılan araştırmalar Ilıca'daki hayatın M.Ö.4000'li yıllara
kadar uzandığını göstermektedir. İlçede kükürtlü sıcak su kaynakları
bulunmakta, termal tesisler sayesinde şehir dışından gelen hastalara da
konaklama ve tedavi için olanaklar sağlanmaktadır. Kaplıcalarda kadın
hastalıkları, romatizma, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi,
beslenme bozuklukları gibi rahatsızlıkları olumlu etkilediği
bilinmektedir.
İspir: Kuruluşu M.Ö. 19. yy.a kadar inen İspir,Yavuz Selim'in
1514!deki İran seferi sonrası Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden birisi olan Çoruh nehri Rafting
sporu için oldukça elverişlidir.
Olur: Turizm açısından önemli bir potansiyel göstermekte olan
ilçenin Keçili Köyü'ndeki Van Kilisesi, Yıldızkaya Köyü'ndeki Kivi
Mağarası görülmeğe değerdir.
-
Resim 1968 'e ait
Evbakan Kalesi
Evbakan kalesi köyün önemli bir turistik varlığıdır.
Çeşitli savaşlara tanık olmuş kalede anıt mezar kalıntıları ve
duvarlarında muhteşem motifleriyle turistlerin ilgi odağı
halindedir.Kalemiz dikili taşlara açılmış oyuklarla
oluşturulmuştur.
ASLAN KARDEŞİM
Bir sonbahar günü, haberi aldım
Kurudu iliğim, büküldü belim
Duymasaydım,keşke lal oldu dilim
Ruhun şad olsun, aslan kardeşim
Gözlerim ağlıyor, dumanlı başım
Hep,çileli geçti otuz üç yaşın
Çatladı kalmadı, şu sabır taşım
Toprağın bol olsun, aslan kardeşim
Yıllardır
bir özlemim vardı, bu nedir biliyormusunuz dostlarım: 11 yıllık
TSK mensubuyum, yurdumuzun her köşesinde görev yaptım ve dahada
yapacağım. Jandarma Karakollarında, bölüklerinde çalıştım. O
kadar asker uğurladım. Ama bu askerlerden birisi benim köylüm
olmadı. Çok istiyordum bir köylümün yanımda askerlik yapmasını.
O zaman onu başımın üstünde tutardım, her türlü yardım ve
desteği sağlardım. Ama şu ana kadar olmadı, bundan sonra belki
olur. Köylülerimi çok seviyorum.Herşey vatan için o vatan
içinde köyüm benim.
Bizim
atalarımız bize "vatan için öl" dediler, "canını esirgeme"
dediler. Bu ruh bence gittikçe azalıyor, belki azalmıyordur ama
ben öyle hissediyorum. Biz vatan için GABAR'da CUDİ'de tüfek
çatarken, bazıları lüks konaklarda, villalarda bacak çatıyor.
Zoru görünce vatanı terk edip kaçacak olanları tanıdıkça,aynı
vatanda yaşayan bazılarını gördükçe vatan sevgisi
elbette rencide olur. Malesef ruhumuzu, geçmişimizi, gelenek ve
göreneklerimizi yavaş yavaş yıpratıyorlar. Emperyalist
düşüncenin hedefi bölüp, parçalayıp, yutmaktır. Ama şuna
inanıyorum ki hepimiz ölmedikçe bu vatan bölünmeyecektir ve
bölünmez.